HaberBilgi - Bağımsız Bilgi Sunucusu
Türk Silahlı Kuvvetleri, Mehmetçik Vakfı






Ana Sayfa

Haber
Gündem
Dünya
Yurttan
Ekonomi
Bilim
Sağlık
Spor
Sanat

Basından Köşe Yazıları
Bülent Esinoğlu
Doğu Perinçek
Mehmet Ali Güller
Çetin Ünsalan
Rafet Ballı
Cihan Dura
Banu Avar
Müyesser Yıldız
Yılmaz Özdil
Arslan Bulut
Ahmet Takan






    "Evet, düşmanlar yine güçlü…, öyle görünüyor. Yine yurdumuza girmişler… Yine iktidar sahipleri işbirliği yapıyor onlarla… Silahsız bir işgal bu seferki… Halkımız yine yoksul, bezgin, yine umutsuz. Tıpkı Bağımsızlık Mücadelemizde olduğu gibi... Fakat sen, evet sen, asla cesaretini yitirme, beni hatırla, beni düşün. Ben durdum mu, derhal harekete geçmedim mi? Ve hiç geri adım attım mı? Tarihe, sana, sizlere örnek olacak şekilde davranmadım mı? Ve başarmadım mı?

    Öyleyse sen de başarabilirsin. Ancak bir koşul var: Eğer benim senden istediğim şekilde donanımlı isen, ilkelerime göre düşünüyor, ilkelerime göre davranıyorsan... O zaman, içinde bulunduğun imkân ve koşullar nasıl engelleyebilir seni? Çünkü zaten hazırsın o engellere, öyle bir duruma karşı kendini hazırladın sen, o günün gerektirdiği donanıma önceden zaten sahip oldun sen. Ben boşuna mı “Türk, öğün, çalış, güven” dedim!"


    "Ey yurtsever, sanma ki hayat düz, rahat bir yoldur; kıvrımsız, engebesiz uzar gider! Tam tersine inişleri vardır onun, yokuşları, sapakları vardır onun. Yaşayan Cumhuriyetimiz için de doğrudur bu! Çünkü dostları olduğu gibi, düşmanları da oldu onun, bugün de vardır. Ve sen, beni yüreğiyle dinleyen, Türk milleti için canını ortaya koyan! Cumhuriyet yönetimine, çağdaş harekete karşı cehalet, bağnazlık ve her çeşit düşmanlık ayağa kalktığı zaman, ilerici ve cumhuriyetçi olanların yeri; gerçekten ilerici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır, yoksa gericilerin umut ve faaliyet kaynağı olan taraf değil. Sakın yanılma, doğru belirle safını; yoksa ezilirsin, mahvolursun.

   Ey benim izimde yürüyen! Yolunda çalıştığın Büyük Ülkü’yü halkın kalbinde bir fikir haline, fikir halinden de bir duygu haline getir. Anlat halka demokrasinin ne olduğunu, madde madde izah et. Anlat Cumhuriyet’i yüksek sesle, onun gereklerini anlat! Hiçbir fırsatı kaçırma Cumhuriyet prensiplerini yurttaşlarımıza sevdirmek, kalplerine iyice yerleştirmek için."


    "Güvenin Türk Milletine!... Onun uyanıklığına, ilerleme ve gelişmesine, yeteneğine güvenin. Milletin azminden asla kuşku duymayın. Sonra, bu güven ve bu inançla, Cumhuriyet’in bütün gereklerini yerine getirin. Özellikle Millî Kültür’ün her alanda gelişip yükselmesini sağlayın, çünkü Cumhuriyetimizin temel taşıdır o. Ancak öyle ihmal edildi ki yıllardır, neredeyse yok olma noktasına getirildi. Boğuluyor Emperyalizm’in pençesinde. Koşun, sahip çıkın, Cumhuriyetimiz için, varlığınız ve geleceğiniz için sahip çıkın! Toparlayın, işleyin, zenginleştirin onu, kurtarın üzerine yürüyen yaban otlarından, ferahlatın, canlandırın, geliştirin onu elbirliğiyle."






Prof. Dr. Cihan Dura

    Atatürk'ün 89. Yıl Seslenişi

    (Yazının Yayınlandığı Yer: cihandura.com)

    28 Ekim 2012


    Ey benim izimde yürüyen! Burada dile getirilen öğütler benden, Atatürk’tendir, ben aktarıyorum sana. Tohumu eken benim, ürünü devşiren, önüne koyan da, zamanla olgunlaşmış, yeniden biçimlenmiş olarak. Onlarla besle kafanı, kalbini ve ruhunu. İyi dinle beni, iyi öğren ve uygula. Başkalarına da öğret.

    Benim öğretim…, nedir benim öğretim? On ilkedir benim öğretim…, biri de Cumhuriyetçilik İlkesi’dir. Türkiye milliyetçidir, halkçıdır, devletçi, laik ve devrimci bir cumhuriyettir. Türk devleti cumhuriyetçidir. Devletimiz Millî Egemenlik idealini en iyi ve en güvenilir şekilde temsil eden ve uygulayan devlet şeklinin, Cumhuriyet olduğuna inanmıştır. Bu sarsılmaz inançla Cumhuriyeti her tehlikeye karşı, her aracı kullanarak korur, savunur.

    Ey Milletim! Gözünü aç, gör ve anla! Atatürk, ben Âşığın, ben ebedî Hizmetkârın, öyle çok, öyle büyük işler yaptım ki senin için; Türkiye Cumhuriyeti’dir onlardan biri, hem de en büyüğü. Değerini bil, sahip çık!

    Soruyorum: Bilindi mi değeri Cumhuriyetimizin? Hayır, ne yazık ki hayır…, tam değil. Bu imkân tanınmadı halkımıza; engellediler, bilerek, bilmeyerek... Cumhuriyet bilincini yükseltecek bilgi ve anlayış genişliği esirgendi halkımızdan. Kötülüklerin en büyüğü yapıldı ona.

    Ey devletim! Asla geri kalma Cumhuriyeti koruma görevinden. Onu koruman, kendi varlığını korumaktır. Peki, bu görev yerine getiriliyor mu? Yüksek hedeflerin var ya senin…, görevindir, hepinizin görevidir, devletimize destek olmak da... Hiç aksatmadan, bilinçli bir şekilde, bilginizle, ahlakınızla, kuvvetinizle, her şeyinizle...

    Dünya tarihinde, dünya üzerinde mutlakiyet yönetimi, meşrutiyet yönetimi oldu, bir de cumhuriyet hükümetleri… Ey Kemalist! Bizim devletimiz cumhuriyetle idare edilir. Cumhuriyet nedir? Görevindir bilmek, iyi öğren, yurttaşlarına bildir, bilmeyenlere coşkuyla anlat: Cumhuriyet halk idaresidir, demokrasi sistemi ile devlet şeklidir. Demokrasi prensibinin, en çağdaş ve mantıklı şekilde uygulanmasını sağlayan hükümet şeklidir. Demokraside yöneten millettir, devletin son iradesini ortaya koyan da millettir. Demokrasi esasına dayanan cumhuriyet; vatandaş özgürlüğünü tanıyan, ona saygı gösteren, onun sağlanmasını ve korunmasını en birinci görev bilen siyasi idaredir. Eski devirde özgürlüklerin korunması gibi bir sorun yoktu. Çünkü özgürlük yoktu. Ey kendine ölçülü bir yol arayan! Yurttaş özgürlüğüne saygılı ol, onu koru. Şunu da unutma: Çığırtkanlar vardır, demokrasi çığırtkanları…, dışarıda vardır, Türkiye’de vardır. Acaba gerçekten istiyorlar mı demokrasiyi, içtenlikli midir onlar? Demokraside yöneten millettir, istiyorlar mı bunu, gerçekten millet yönetsin istiyorlar mı? Bak, araştır, sına onları. Değilse, ki öyledir, onlar ancak çıkarlarının peşindedir. Bir araçtır, bir Truva atıdır demokrasi o bedhahlar için. Sakın bırakma meydanı onlara: Yalanlarını ortaya koy, hilelerini sergile, göster içyüzlerini, hadlerini bildir, anlat halkına sözle, yazıyla.

    Cumhuriyet yüksek ahlakî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir. Cumhuriyet idaresi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Bunun anlamı şudur: Ahlaksız toplumlarda cumhuriyet rejimi yaşamaz. Öyleyse ahlaklı olmalıyız, yüksek ahlaklı… Başkalarına da aşılamalıyız bunu. Kılavuzumuz Ahlak İlkemdir, onu uygulayın, tam uygulayın, uygulatın. Bu yolda öylesine çalışın ki Cumhuriyet kalemiz demir gibi olsun, gerçek bir cumhuriyet olsun.

    Milletimizdir, Türk milletidir Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, sahibi odur. Türkiye Cumhuriyeti Milletimizin doğrudan doğruya, kendiliğinden kurduğu devlet teşkilatı ve hükümettir. Cumhuriyet idaresi Türk milletinin öz ve paha biçilmez malıdır. Evet, Cumhuriyeti kendi öz malı bilmelidir milletimiz, en değerli malı, canı bilmelidir. Böyle bir sahiplik bilinciyle bakmalıdır ona. Çok önemlidir o yüksek bilinç, çünkü o yaşatır, çünkü ancak o kurtarır bizi. Her yurttaş yükseltilmelidir bu bilince…, Hepiniz, her şeyden önce bu bilincin yerleşmesi için çalışın, her yola başvurarak, her yolu deneyerek.

    Devleti ve hükümeti kendi malı ve koruyucusu bilmek, bir millet için büyük nimet ve şereftir. Türk milleti bu sonuca Cumhuriyet’le varmış ve her yıl bunun artan olumlu sonuçlarını görmüş ve göstermiştir. Milletimizin maddî ve manevî huzuruna her şeyden fazla önem verişimizin ne kadar yerinde olduğu böylece anlaşılmış oluyor.

    Ey Cumhuriyetimizin bekçisi! Bil ki bir kutsal ülkünün tecellîsidir Cumhuriyet. Devrimler vardır, devrim kanunları vardır temelinde. O Türk’ün yüksek siyasi kurumu, Türk milletinin tabiat ve karakterine en uygun idaredir! Peki, kim sahip çıkacak milletinin bu baş eserine, milletinin öz malına? Elbette sen, biz, hepimiz!... Nasıl mı? Temellerine sahip çıkarak elbette: Ona can veren kutsal ülküye sahip çıkarak, devrimlere, devrim kanunlarına,… sahip çıkarak, o temelleri bilgi ile, yürekle, ahlakla, canı pahasına güçlendirip koruyarak.

    Cumhuriyet’te hükümet millettir, millet de hükümet. Milletle hükümet arasında ayrılık yoktur. Hükümet ve onun üyeleri kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını bilir; milletin…, yalnız milletin efendi olduğunu da! Ey yurtsever! İster yöneten ol, ister yönetilen…, bütün işlerinde bu özdeşliği gözet, başkalarına da benimset bu koşulu: Hükümette milleti görmeyi, millette hükümeti... En ufak bir farklılıkta hatânı düzelt, sapmış olana uyarını yap.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin başta gelen prensiplerinden biri “yurtta barış dünyada barış” prensibidir. Cumhuriyet’in kudreti her alanda ve millî savunma alanında, ihtiyaçlarını karşılayan maliyesinin düzenli oluşundadır. Cumhuriyetimizi güçlendirmek için barışı savunacağız, maliyemizi güçlü ve düzenli kılacağız; ahlak ve bağımsızlık ilkelerimin de gereği olarak... Meclis, hükümet bunları yapıyor mu?

    Peki, siz ne yapacaksınız? Siz de Meclisi takip edeceksiniz, hükümeti takip edeceksiniz, başta uzmanlar, katkıda bulunacaksınız. Gerektiğinde eleştireceksiniz, uyaracaksınız; bu alandaki her sorumluluğun yerine getirilmesini sağlayacaksınız.

    Bizim dinî hükümlerimizde belirli bir hükümet şekli yer almaz. Cumhuriyet veya mutlakiyet gibi bir şekil belirlenmemiştir. Din bilginleri zamana göre en despot hükümdarların hükümetlerini meşru kabul etmişlerdir.

    Türkiye Cumhuriyeti dünya uygarlığı ve insanlık için, benzemeye çalışılacak bir örnektir. Çünkü Cumhuriyetimiz sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Bu temelleri iyi öğrenin, öğretin. Halkınıza öğretin, dünyaya öğretin.

    Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır. Neden…, neden sonsuza kadar yaşayacaktır Cumhuriyetimiz? Çünkü her Türk genci bir Atatürk’tür. Kuşaklar boyu koruyacaktır Cumhuriyetimizi onlar. Çünkü bunu birinci görev olarak bilirler.

    Ey yurdumun oğlu, yurdumun kızı! Yinelemem gerekir ki benden, Atatürk’tendir bütün bu öğrendiğin kurallar, yalnızca bendendir bu dinlediğin öğütler. Bugün yaptığım, o sözleri her yurttaşım anlayabilsin diye özleştirmek, doğal sonuçlarıyla geliştirmek, günün koşullarıyla yenilemektir sadece.

    Ey Cumhuriyetimizin bekçisi! Dinle, şu öğütlerimi de dinle… Ve sen de katıl, sen de benimle birlikte de ki: Bütün dünya bilsin ki tek bir taraftarlık vardır bizim için, Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî ve sosyal devrim taraftarlığı!... Önemli işler yaptık bu yolda. Ancak karşı çıkanlar oldu, geri dönüşler oldu. Ne var ki biz yılmayacağız, çünkü bu yola baş koyduk biz. Cumhuriyet’e karşı olan tek bir kişi kalmamacasına çalışacak, her an, her yerde mücadele içinde olacağız. Dünya tersine dönse, dönmeyeceğiz davamızdan. Mutlaka biz kazanacağız, evet kesinlikle biz kazanacağız.

    Yükselteceğiz Cumhuriyet’imizi, göklere taşıyacağız, en yüce mertebelere taşıyacağız onu! Nasıl yapacağız, nasıl başaracağız? Açık ve sağlam düşünerek, açık ve sağlam hareket ederek... Hep birlikte kafa yoracağız bu hedef doğrultusunda, asla birbirimize karşı olmadan! Tek önemli olan, başarılı olmasıdır görüşlerimizin. Her vasıtadan yalnız ve ancak tek bir görüş açısından faydalanacağız: Türk milletini uygar dünyada layık olduğu ulu konuma yükseltmek… Türk Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha fazla güçlendirmek… Bunun için de despotluk fikrini yok etmek… Türk’ün yüksek siyasi kurumunu, Cumhuriyetimizi biz böyle yükselteceğiz.

    Ey yurtsever, sanma ki hayat düz, rahat bir yoldur; kıvrımsız, engebesiz uzar gider! Tam tersine inişleri vardır onun, yokuşları, sapakları vardır onun. Yaşayan Cumhuriyetimiz için de doğrudur bu! Çünkü dostları olduğu gibi, düşmanları da oldu onun, bugün de vardır. Ve sen, beni yüreğiyle dinleyen, Türk milleti için canını ortaya koyan! Cumhuriyet yönetimine, çağdaş harekete karşı cehalet, bağnazlık ve her çeşit düşmanlık ayağa kalktığı zaman, ilerici ve cumhuriyetçi olanların yeri; gerçekten ilerici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır, yoksa gericilerin umut ve faaliyet kaynağı olan taraf değil. Sakın yanılma, doğru belirle safını; yoksa ezilirsin, mahvolursun.

    Ey benim izimde yürüyen! Yolunda çalıştığın Büyük Ülkü’yü halkın kalbinde bir fikir haline, fikir halinden de bir duygu haline getir. Anlat halka demokrasinin ne olduğunu, madde madde izah et. Anlat Cumhuriyet’i yüksek sesle, onun gereklerini anlat! Hiçbir fırsatı kaçırma Cumhuriyet prensiplerini yurttaşlarımıza sevdirmek, kalplerine iyice yerleştirmek için.

    Güvenin Türk Milletine!... Onun uyanıklığına, ilerleme ve gelişmesine, yeteneğine güvenin. Milletin azminden asla kuşku duymayın. Sonra, bu güven ve bu inançla, Cumhuriyet’in bütün gereklerini yerine getirin. Özellikle Millî Kültür’ün her alanda gelişip yükselmesini sağlayın, çünkü Cumhuriyetimizin temel taşıdır o. Ancak öyle ihmal edildi ki yıllardır, neredeyse yok olma noktasına getirildi. Boğuluyor Emperyalizm’in pençesinde. Koşun, sahip çıkın, Cumhuriyetimiz için, varlığınız ve geleceğiniz için sahip çıkın! Toparlayın, işleyin, zenginleştirin onu, kurtarın üzerine yürüyen yaban otlarından, ferahlatın, canlandırın, geliştirin onu elbirliğiyle.

    Ey Cumhuriyet’in fedakâr öğretmenleri, eğitimcileri! En büyük görev size düşüyor. En büyük cumhuriyetçilik dersini siz vereceksiniz yeni kuşaklara. Yeni nesli sizler yetiştireceksiniz; o kuşak sizin eseriniz olacaktır. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkarmayın ki Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister; bilim ve teknik bakımından, beden bakımından kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Onları bu nitelik ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizin beceriniz ve özveriniz ölçüsünde yüksek olacaktır eserin değeri. Sizin başarınız, Cumhuriyetimizin başarısı olacaktır.

    Ancak çok ve sabırla çalışmak gerek. Çünkü işimiz zor, çünkü bugünkü durum vahim mi vahim; yılların ihmalleri, ilgisizlikleri, komploları yüzünden. Kimlerin eline düştü gençlik, gör! Kutsal görevine canını verircesine sarıl yine de! Uyandır uyuyanları, bırakma gençlerimizi Cumhuriyet ve insanlık düşmanlarına.

    Ey Türk milletine veda ederek bu dünyadan göçmek üzere olanlar! Geride bıraktıklarınıza, çocuklarınıza son sözünüz şu olsun: “Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait ödevlerim bitmemiştir; onları siz tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz”. Bir bireyin değil, Türk ulusunun duygusudur bu, Türk ulusunun iradesidir bu. Her Türk bu sözü kendinden sonrakilere bir parola gibi tekrar ederek verecektir son nefesini.

    Ben, Atatürk, yürekten inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar ayakta kalacaktır. Bu inancım üç kuvvetimize, Milli İrade’ye, Ordu’ya ve Gençliğe duyduğum güvenden kaynaklanır. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.

    Türkiye Cumhuriyeti iki şeye güvenir: Bir, millet kararı; iki, ordumuz, ordumuzun kahramanlığı. Cumhuriyet orduları Cumhuriyet’i de, onun kutsal topraklarını da korumaya ve savunmaya kadirdir, hazırdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin rahat ve güvende olması için, daima mükemmel olacaktır, daima kudretli olacaktır onlar.

    Ve sen…, sen ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk; onu yüceltecek ve devam ettirecek olan, sizlersiniz. Türkiye Cumhuriyeti siz değerli evlatlarının elleri üzerinde, bugünkü ve gelecekteki kuşağın demir elleri üzerinde yükselecek, sonsuza kadar var olacaktır. Güvenim tamdır buna. Asla şüphem yoktur ki, siz Cumhuriyet’in gelecekteki evlatları bizden daha çok gönençli, daha bahtiyar ve mutlu olacaksınız.

    Ancak bir koşulla, gereğini yapmanız koşuluyla! Dünyada hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Şöyle ki önce görevin bilincinde olacaksınız. Nedir göreviniz? Cumhuriyetimizi yüceltmektir, onu devam ettirmektir. Sonra, iyi yetişmiş, nitelikli insan olacaksınız. Aklınızı kullanacak, bilimi mürşit bilecek, sağlıklı, yüksek ahlaklı olacaksınız. Güçlü, demir gibi güçlü olacaksınız. Yalnızca milletinizle gönençli, yalnız milletinizle mutlu olacaksınız.

    Ey Türk gençliği! Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir. Gelecekte de seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek, iç ve dış bedhahların olacaktır. Bir gün bağımsızlığını ve Cumhuriyet’ini savunma mecburiyetine düşersen, göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun imkân ve koşullarını düşünmeyeceksin!

    Bu imkân ve koşullar kendini çok elverişsiz bir şekilde gösterebilir. Bağımsızlığına ve Cumhuriyet’ine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir galibiyetin temsilcisi olabilir. Zorla ve hile ile sevgili vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha elemli ve daha vahim olmak üzere, ülkenin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını, istilacıların siyasî emelleriyle birleştirebilirler. Millet yokluk ve yoksulluk içinde harap ve bitkin düşmüş olabilir.

    Ey Türk geleceğinin evlâdı! İşte, bu durum ve koşullar içinde dahi görevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    Tıpkı Musa’nın bağrına bastığı On Emir gibi değil mi? Sen, beni yüreğiyle dinleyen, sen de benim emirlerimi öyle bas bağrına: Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni her an ve sonsuza kadar koru, sonsuza kadar savun. Görevinde içinde bulunduğun imkân ve koşulları asla düşünme! Mücadele gücünü damarlarındaki kanda, yani kendinde ara. Kendi ruhunda, yüreğinde, kafanda, ahlakında ve bilginde ara. Benim yolumda yürüdükçe kesinlikle bulacaksın o gücü.

    Son olarak, şu sorular gelebilir akla: Neden Türk bağımsızlığı, neden Türk Cumhuriyetini yaşatmak? Neden varlığının ve geleceğinin biricik temelidir, biricik hazinendir Bağımsız Cumhuriyet? Hiç düşündün mü? Düşün, ilkelerimi hatırla yanıtları için. Görmüyor musun düşmanlar, iç ve dış bedhahlar yine iş başındalar! Köstebekler gibi kemiriyorlar Cumhuriyetimizi, temellerini... Öyleyse sen, evet sen! Neden duruyorsun öyle, neden harekete geçmiyorsun?

    Evet, düşmanlar yine güçlü…, öyle görünüyor. Yine yurdumuza girmişler… Yine iktidar sahipleri işbirliği yapıyor onlarla… Silahsız bir işgal bu seferki… Halkımız yine yoksul, bezgin, yine umutsuz. Tıpkı Bağımsızlık Mücadelemizde olduğu gibi... Fakat sen, evet sen, asla cesaretini yitirme, beni hatırla, beni düşün. Ben durdum mu, derhal harekete geçmedim mi? Ve hiç geri adım attım mı? Tarihe, sana, sizlere örnek olacak şekilde davranmadım mı? Ve başarmadım mı?

    Öyleyse sen de başarabilirsin. Ancak bir koşul var: Eğer benim senden istediğim şekilde donanımlı isen, ilkelerime göre düşünüyor, ilkelerime göre davranıyorsan... O zaman, içinde bulunduğun imkân ve koşullar nasıl engelleyebilir seni? Çünkü zaten hazırsın o engellere, öyle bir duruma karşı kendini hazırladın sen, o günün gerektirdiği donanıma önceden zaten sahip oldun sen. Ben boşuna mı “Türk, öğün, çalış, güven” dedim!

    Bu büyük bayramınızı, Cumhuriyet Bayramınızı, daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanızı gönülden dilerim.

    Ne mutlu Türküm diyene!...





 

    "Bozuk zihniyetli milletlerde büyük çoğunluk başka hedefe, aydın denen sınıf başka zihniyete sahiptir. Aydın sınıf telkinle, aydınlatma ile büyük çoğunluğu kendi amacına göre ikna etmeyi başaramayınca, başka yollara başvurur. Halka zorbalık etmeye başlar.
    Başarıya ulaşmak için, aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabii bir uyum olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği ilkeler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı.
    Bu halk bir defa karşısındakinin samimiyetle kendilerine yardımcı olduklarına inanırsa her türlü hareketi derhal kabule hazırdır. Bunun için gençlerin her şeyden evvel millete güven vermesi gereklidir."

    Mustafa Kemal Atatürk, 1923 Konya

Ahmet Taner Kışlalı, Siyasal Sistemler, Kemalizm bölümü.







InnoHosting - High Quality Web Hosting - 24x7 Chat + Phone Support - UK & USA - $4.99

HaberBilgi.com sitesi Temmuz 2000 tarihinden bu yana yayındadır.